Dur-ma!

Birini hayatımızdan çıkarmaya ya da birinin hayatından kendimizi çıkarmaya neden karar veririz? Bunun birçok sebebi olabilir. Herkesin birtakım ölçütleri vardır bu konuda. Birisi kırıldığı için karar verir, başka birisi kızdığı için. Ama en çok da zarar gördüğünü anladığı için gider insan. Aslında birinin hayatından gitmeyi düşündüğünüz anda zaten gitmiş oluyorsunuz. Bu biri kim olursa olsun. İnsanlar bizim hayatımızdan çıkmıyor. Biz insanların hayatından gidiyoruz. Bazen gitmemiz gerekiyor. Çünkü o insanların gitmemizi sağlayacak hataları oluyor ve artarak kırılacağımızı bildiğimiz için sessizce gidiyoruz. Kimse gittiğimizi anlamıyor. Uzun bir süre sonra orada olmadığımızı fark ediyorlar ve biz çoktan gitmiş oluyoruz. İnsanlar, "Dur!" deme fırsatı bulamadan. Sonra ise söylenecek ama asla söylenmeyecek diyaloglar birikiyor. Farklı farklı versiyonlarını geliştiriyoruz birbirimizden habersizce. Asla kurulmayacak bir diyaloğun asla var olmayacak yüzlerce haliyiz.
Kurulmamış Diyaloglar
SIR: Kendimizle konuşmayı başka insanlarla konuşmaktan daha çok seviyoruz.
Kendimiz ile konuştuğumuz zaman istediğimiz cevapları alacağımız için olsa gerek. Güzel yazı olmuş.
YanıtlaSilÇok doğru bir düşünce, kesinlikle öyle. :) Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.
SilYeni bir serinin başlangıcı mıdır, efendim? :)
YanıtlaSilÖyleyse çok güzel bir yazı dizisi olacağa benziyor! Kaleminize sağlık... :)
Şarkı harika bu arada :)
Evet efendim, devamı gelecek bu yazının. :) Çok teşekkür ederim bu değerli ve guzel yorumunuz için. :)
SilKalben harikalığı :)
Sessizce gidebilen insan muhtemelen son raddeye kadar beklemiş oluyor veya kendince çabalamış... Konuşmakla çözülebileceğine, düzelebileceğine dair umudun kalmadığında da gidiyorsun işte. Gerçi ben o kadar bekleyebilsem yine iyi :)
YanıtlaSilYerinde tespitlerinizle bu güzel yorumunuz için teşekkürler. :) Çok da sabırlı olup gereğinden fazla beklemek iyi değildir zaten. :)
SilBirilerinin bizi hayatlarından çıkarmaya karar vermesi de ihtimal dahilinde değil mi?. Nedense hayatı paylaştığımız insanların sadece kendi seçimimiz olduğunu düşünürüz. Bizi hayatlarına kabul etmeyenleri ya da sonradan çıkarmaya karar verenleri önemsemeyiz. Evet, belki de önemli olan bizim kararımız...
YanıtlaSilİhtimalden çok bir kesinlik. Odak noktası karar veren kişi. Bu ben ya da karşı taraf olabilir. Fakat her halükarda o "ben" kararı veren olur. Herkes oradaki "ben" olabilir. Yani biz de bazen karşı taraf olabiliriz.
SilBiraz karışık bir anlatım yaptım ama. :)
Düşünceli ve harika yorumunuz için teşekkürler.
Ben o kadar çok kişinin hayatından çıktım ki.... Çok da rahatladım. Pişman değilim. Yine olsa yine yaparım.....
YanıtlaSilBazen yapmak gerekiyor. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. :)
Silİçinde bulunduğum yaş ve yaşanmışlıklar nedeniyle, tek harcayacak saniyem olmadığını düşünüyorum. Enerjimi emmeyen, bilakis ortak zamanlarda keyifli anlar üretebildiğim, verdiğim-aldığım ve anlaştığım insanlarla olma kararımın en isabetlisi olduğunu düşünüyorum.
YanıtlaSilYazılarınızı keyifle okuyup, içselleştiriyorum. Teşekkürler, :)
Çok isabetli bir karar, aksini yapmak kendi yaşamından çalmak olurdu.
SilBu değerli ve güzel yorumunuz için esas ben çok teşekkür ediyorum. :)
Bazen zarar verdiğin için durmuyorsun. Duramıyorsun. Ortada bir zarar oluyor ve en çok biri yara alıyor. Sende fark edip tahammülsüz kaldığın anda veda ediyorsun, sessiz sedasız.
YanıtlaSilBirini affetmekten çok kendini affetmek zor geliyor sonra...
Kısa ve güzel yazın ile uzun ve derin bir duygu yaşatan kadın. Yeliz! :)
Sahi sevgi ile...
Ne güzel anlattın canım Sena! :)
SilÇok çok teşekkür ederim beni bu kadar güzel gördüğün ve anladığın için. :)
En sahisinden en güzel sevgi ile... :)
Aslında, hayatımızdan çıkardığımızı sandığımız kişilerin çöplüğü vardır bilinçaltımızın en derin yerinde.
YanıtlaSilMaruz kaldığımız haksızlıklar, kalbimizin kırılmasına yol açan sözler, artık görmeye dahi tahammül edemediğimiz insanların silüetleri... o yaşanmış anıların çöplüğünden taşarak, hiç umulmadık bir zamanda ortaya çıkarlar.
İşte rahatsızlık duyulan da o zaman dilimidir, hafızanın bastırmaya çalışıp da bir türlü başaramadığı, unutma eylemi diye bir olgunun gerçek olmadığının ispatıdır âdeta...
Güzel bir başlangıç, tebrikler.
Kendi yaşamımızın parçaları haline gelmiş anları unutmak ne mümkün! :)
SilBu güzel yorum için çok teşekkür ederim.